26 Eylül 2009 Cumartesi

DİL BAYRAMI
VE TÜRKÇEMİZ

Herkes ulusal görevini ve sorumluluğunu bilmeli,
memleket meseleleri üzerinde o düşünceyle,
düşünüp çalışmayı görev edinmelidir

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Dil, insanlar arasındaki en önemli bir iletişim aracıdır. Aynı zamanda ulusal yapıyı oluşturan ve sağlamlaştıran ortak bağdır. Kişilerin birbirleriyle olan duygu, düşünce ve dileklerini anlatmada kullandıkları ve kendi kurallarına sahip bir işaretler sistemi Dil’in ana yapısıdır… Toplumda ortak anlaşma ve iletişim aracı olan ifadelerin ve dilbilgisi kuralları olarak tanımlanan kurallar ile bunların doğru kullanılması Dil’i oluşturur… İletişimin en temel unsuru olan Dil, kendi özel kurallarıyla canlı bir yapıdır. İnsan yaşamıyla birlikte de sürekli gelişir ve kendini yeniler.
Cumhuriyet döneminde ve Gazi Mustafa Kemal’in önderliğinde Dil’e büyük önem verilmiştir. Dilimizin, Türk Kültürü’nün anlaşılmasında çok önemli bir etken olduğunu bizzat vurgulayan Mustafa Kemal, Türk Dili konusunda önemli çalışmalar yapılmasına önderlik etmiş ve 1932 yılında Türk Dil Kurumu’nun kurulmasıyla, bundan sonra yapılacak çalışmaların da bir disiplin altında ilerlemesi ve gelişmesini esasa bağlamıştır.
Her yıl 26 Eylül’de kutlanan Dil Bayramı, geçmişteki bu onurlu çalışmaları anmanın yanı sıra Dil’de olabilecek gelişmelere ve yeniliklere Toplumun da ilgisini çekmek bakımından önemlidir.

***
Atatürk’ün 1932 yılında başlattığı Dil Devrimi çalışmaları, Ulusal Kültür Politikası’nın zorunlu gördüğü bir anlayışla sürdürülmüş ve Türk Kültürü’nün öğrenilmesinde Türkçenin ne denli önemli olduğu, her defasında vurgulanmıştır. Türk Ulusu için hedeflenen Çağdaş Medeniyetler Seviyesi’ne ulaşmada, Türkçenin önemi sürekli öne çıkarılarak, bilim dili olarak Türkçeye hak ettiği değer verilmiştir.
Türkçenin, özellikle yabancı sözcüklerden arındırılarak, kendi yapısı içinde arı, saf ve temiz konumu korunmaya gayret edilmiş ve gelecek nesillerin de bunu böyle sürdürmeleri özendirilmiştir.
Ancak, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün aramızdan ayrılmasının ardından başlayan sinsi ihanet faaliyetleri yapacağını yapmıştır. Toplumun her kesimindeki yozlaşma ve adeta çürüme, ne acıdır ki Türkçe Dili’nde de kendisini göstermiştir.
Özellikle, 1950’lerden sonra dayatılan ABD ve genel anlamda Batı özenticiliği, bir çok Temel Değerlerimizi ortadan kaldırmayı amaçladığı gibi; Türkçe Dili’ni de yozlaştırmayı amaçlamıştır.
Son 50-60 yıllık siyasi tarihimizin sorumluları, her ne kadar her siyasi doğru yaptığını iddia ediyorsa da; Türkçemiz’in de bugünkü duruma sürüklenmiş olmasında esas sorumludurlar. Hiç kimse suçu başkalarına ve dayanaktan yoksun sebeplere yüklemeye çalışmasın.

***
ATATÜRK’ün, Gençlerle olan bir konuşmasında Türkçe Dili konusundaki, ‘Dilimiz çok zengindir, güzeldir. Bunu ortaya çıkaracaklar, sizin gibi duygusu derin, yorulmaz Türk Gençleridir. Türkçemizi günün en ileri bilgi dili yapmak, değerli araştırmalarınızdan beklenir’ şeklindeki büyük anlam içeren ifadesi, sanki hiç yokmuşçasına, söylenmemişçesine davranılmış, insanımızın kültürel geleceği, basit siyasi hırslar uğruna adeta heba edilmiştir.
Bu noktada Biz ATATÜRK Gençliği’ne büyük sorumluluklar düşmektedir.
Muhteşem dilimizi, yabancı dil ve kelimelerin kıskacından ve yozlaşmış kültürlerin gereği olan sokağın argo dilinin etkisinden kurtarmak için gerekenin yapılması önemli bir zorunluluktur.
Gerçeği görebilmek için uzaklara gitmeye, çokça ansiklopedi ve kitaplar karıştırmaya ihtiyaç yok. Herkes, bulunduğu yerde etrafına şöyle bir baksa yeterli...
Özellikle, büyükşehirlerin yaya kalabalığının yoğun olduğu semtlerindeki işyerlerinin tabelaları, anlattıklarımın kanıtlarını ortaya koyuyor. Tabelaların çoğunluğu ya İngilizce yazılmış, yada İngilizce kelimeler öne çıkarılmış… Kendinizi bir an yabancı bir ülkede zannetmeniz işten bile değil…

***
Halbuki; Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, ‘Ulusal his ile Dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin ulusal ve zengin olması, ulusal hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk Dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk Ulusu, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır’ sözleriyle yapılacak olanı işaret etmiştir.
Yol haritası ortaya konulalı epey zaman olmuştur. Ama, bir çok değerimizi olduğu gibi; Türkçe Dilimizi de; politikacılarımızın siyasi hırslarına kurban vermişiz.
Efendiler!
Zaman çok geç değildir.
Konuya ilişkin hassasiyetimiz bir an önce gösterilmeye başlanırsa; uzun zamanda kaybettiklerimizi, çok kısa bir zaman diliminde yeniden kazanmak mümkün olabilir diye düşünüyorum. Bunun için, çaresizce çırpınmanın anlamı yok. ATATÜRK’ün ulusal sorumluluk konusundaki söyledikleri yeter de artar bile…
Elbette ki hassasiyetimizi sadece Türkçe üzerine yoğunlaştırmayacağız. Amaç, TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ne ulaşmaktır. Bunun için; Laik Cumhuriyet’in Temel Değerleri için de gayret göstermeyi göz ardı etmeyeceğiz. Bu gayretler içinde, Türkçe Dili için de gereken zaten yapılmış olacaktır.
Bu düşüncelerle; Türk Ulusu’nun DİL BAYRAMI’nı kutluyorum…
CENGİZ ÖNAL
Cumhuriyet Neferi
www.cengizonal.blogspot.com

Hiç yorum yok: