28 Haziran 2008 Cumartesi

ALIN DA KAÇAN MI?

RTE, abuk-subuk projeler üretmeye devam ediyor. İstanbul’un en gözde ve güzide mekanlarını, şeriat sermayesinin önde gidenleri olan şımarık Arap şeyhlerine peşkeş çektiği yetmiyormuş gibi; GAP Eylem Planı saçmalığının ardından, şimdi de, Haydarpaşa Projesi kapsamında, Selimiye Kışlası’na dikmiş gözlerini.
AKP ve Zihniyeti’nin son bir-iki aylık kıpırdanışlarına baktığınızda ortaya çıkan görüntü oldukça ilginç. Bir yanda kapatma davasına karşın alınmaya çalışılan kendince tedbirler, bin yanda da tabana, yandaşlarına ve dünyadaki birilerine güçlü görünme gayretleri…
Hatırlanacağı üzere; yakın geçmişte RTE ve bir kısım cevval bakan ve kurmayları Arap ülkelerini suyolu yapmışlardı. Malum ziyaretlerin, -daha doğrusunu söylemek gerekirse- el etek öpme şovlarının neticesinde, ne garip ve ilginç bir rastlantıdır ki; damadın da üst düzey görevli olarak çalıştığı Çalık Grubu, ATV ve Sabah Medya Grubu’nu satın alabilecek paranın önemli bir kısmını Arap ülkelerinden sağlamıştı. Ödemenin kalan miktarı ise; son dakikada Vakıfbank’ın verdiği destekle temin edilerek, ATV ve Sabah’ın paraları ödenebilmiş ve söz konusu medya kuruluşu Çalık Grubu’nun malı olmuştu...
O günlerde, ‘Sağlanan bu destekler karşılığında neler verilecek?’ diye sormuş ve cevabını bir türlü alamamıştım.
Öyle ya; bu himmetin bir de minneti olacaktı… Bu nasıl sağlanacak ve neyle yapılacaktı?
Türk Ulusu’ndan gizlenmeye çalışılan gerçekler fazla gecikmeden ortaya çıktı.
Toplam nüfusları İstanbul’un yarısını dahi bulmayan, aynı zamanda da geçmişten İngilizlerin, bugünlere de ABD’nin, dolaysıyla da emperyalist sermayenin işbirlikçisi olan Arap ülkelerinin, süslenmiş-püslenmiş şatafatlı sözde kralları, diğer bir ifadeyle emperyalizmin sömürge valileri, RTE’ye çeşitli yöntemlerle baskılarda bulunuyor ve verdikleri desteklerin karşılığı olarak da İstanbul’un gözlerine kestirdikleri mekanlarını istiyorlarmış…


* * *

Olayın iç yüzü yavaş yavaş aydınlanmaya başlıyor. RTE’nin, AKP’nin kapatma davası canlılığını korur ve de yerel seçimlere bir yıldan da az bir süre kalmışken, kısacası başındaki bunca telaşa karşın; Haydarpaşa Projesi diye adlandırdığı bir hayali, hiç beklenmediği halde, apar-topar gündeme taşımasının altındaki gerçek de böylelikle su yüzüne çıkıyor…
Ancak; bu noktada önemli bir engelle karşılaşılıyor.
Selimiye Kışlası!
Burası tarihi ve kültürel önemi haiz olması bir yana; İstanbul’u bir parça bilebilenler anımsayacaklardır, yıllardır Türk Silahlı Kuvvetleri’nin elinde bulunan ve oldukça da stratejik öneme sahip bir yerdir.
Bugün için I. Ordu Komutanlığı Karargahı olarak değerlendirilen Selimiye Kışlası’nın, şeriat sermayesine peşkeş çekilmesi konusu, geçmişte RTE tarafından Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt Paşa’ya, yarım ağız çıtlatılıyor. Ancak alınan cevap olumsuz olunca, bir müddet beklenme yeğleniyor...
Dikkat edin, cepheden geri çekilmiyor, aksine sinip, beklemeyi tercih ediyorlar…
Zaman ilerledikçe, önümüzdeki aylarda Genelkurmay Başkanlığı’na gelecek olan Org. İlker Başbuğ Paşa ile görüşme planlanıyor.
RTE, ilk fırsatta konuyu Org. Başbuğ Paşa’ya da açıyor. Ama fazla da ısrarlı davranmıyor… Hani, ‘…sözün gelişi türünden…’ söylenmiş gibi yapıyor… Org. Başbuğ Paşa’nın yanıtı da gecikmeden geliyor ve bu, Org. Büyükanıt Paşa’nın verdiği yanıtın aynısıdır…

* * *

Bilindiği gibi; özelleştirme safsatasıyla ve AB standartlarına uyum adıyla kuşa çevrilmiş yasaların da gizlerine sinerek gerçekleştirilen satışlarla İstanbul’un, şeriatçı Arap sermayesine peşkeş çekilen bir çok güzide mekanlarından bir kısmı konusunda açılmış davalar halen sürmektedir.
Önemli bir kısmı ise, maalesef Arap şeyhlerinin ellerine geçmiş bulunuyor. Bunların nasıl çözümleneceğini ileride zaman gösterecektir…
Haydarpaşa Projesi diye ortaya atılan saçmalık da böylesi bir peşkeşin henüz ilk adımıdır.
Eğer, Ordu’nun onayı alınırsa; başkaca hiçbir ölçüte itibar edilmeksizin, Haydarpaşa Bölgesi olarak bilinen ve Boğaz’ın oldukça önemli bir kısmına olduğu gibi hakim olan çok değerli ve stratejik bir alan, RTE’nin en yakın durduklarının başında gelen Arap Şeyhleri’nin, yani şeriat sermayesinin ellerine teslim edilmiş olacak.
Neden?
Belirleyebildiğim kadarıyla, 15 milyar dolar civarında bir parayı alabilmek için…
Ne olacak bu para?
Hiç kuşku yok ki; Hazine’nin de kefil olduğu ve yandaşların kurtarılması ve de işlerinin kotarılabilmesi için Arap şeyhleri’nden alınmış kredilerin karşılanması için kullanılacaktır. Çünkü, iktidarları süresince asla milli üretime yönelmeyip, işi hep sıcak parayla götürdüler. Sıcak para da bedavadan gelmiyor tabii… Elin oğlu, verdiğinin bir şekilde karşılığını istiyor. Bu da onun hakkı…
Buna devletin soyulması, yandaşlara hortumlanması denmezse ne denir?

* * *

Ama ne var ki; bu sefer plan tutmadı, tutmayacak da!
Türk Ordusu’nun başında bulunan, bugün için Org. Büyükanıt ve yakın bir gelecek için de Org. Başbuğ paşalar gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin koruyuculuğu, kollayıcılığı ve bekçiliği görevlerini, anayasanın yüklediği görev gereği üstlenmiş bulunan Kurum’un başındaki üst düzey görevlilerimiz olduğu müddetçe; bunda olduğu gibi, benzeri planların da hiç birisi tutmayacaktır.
RTE’nin, kendine has doğulu kurnazlığıyla sergilemeye çalıştığı tezgahları sert kayalara çarpmıştır…
Düne kadar, Genelkurmay Başkanı için, ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı emrindeki memurundan görüş mü sorar…?’ diyen ve de Org. Başbuğ Paşa’nın, İsrail’e yaptığı bir resmi ziyaret esnasında, Kudüs’teki ağlama duvarını turistik ziyarete götürüldüğü sırada burada çekilmiş resmini, malum yöntemlerin kullanılarak dinci basına servis edilmesine ses çıkarmadığına inanılan zihniyetin, bugün için Türk Ordusu’nun bu şerefli subaylarından yardım isteğinde bulunmaları sizce de garip ve de ilginç değil mi?
Yine düne kadar irticanın tehlikeli boyutlara ulaştığı konusunda görüşlerini belirten gerek emekli, gerekse görevi başındaki Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları için, ‘Herkes oturduğu yerde otursun, işine baksın…’ diyen kişi bu RTE değil miydi?
Dikkat edilirse; bunların amaçlarına ve hedeflerine doğru yürüdükleri yolda yaptıkları her şeyi mubah gören zihniyetlerinin, menfaatleri için neler yapabileceği, hangi kalıplara ve şekillere girebilecekleri bir kez daha gözler önüne serilmektedir.

* * *

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Anayasa’nın değiştirilemez, hatta değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddeleriyle kendisine yüklediği Laik Cumhuriyet’in koruyuculuğu ve kollayıcılığı görevinden duydukları rahatsızlığı her fırsatta dile getirenler; bugün bir başka takiyye örneği ile karşımızdalar.
Malum Zihniyet’in, Türk Ordusu’nun varlığını, sözde Ilımlı İslam projesi için önlerindeki en büyük engel olarak gördüklerini ve bu nedenle de seslerinin bir an evvel kesilmesinin gerekli olduğunu başta ABD ve AB olmak üzere emperyalist sermaye ve hempalarına, buldukları her ortamda şikayet ettikleri henüz hafızalardaki tazeliğini koruyor.
Bugün ise; hiçbir şey olmamış gibi şirinlik sergilemeye çalışmaktalar. Güya, ‘İyi Adamı’ oynuyorlar.
Biz de yuttuyduk…!
Hatta Org. İlker Başbuğ Paşa’nın, 30 Ağustos’ta geleceği Genelkurmay Başkanlığı’nın, kabul gördüğünü ve onaylanacağını yandaş ve bir kısım işbirlikçi, dinci medya organlarına servis etme gayretindeler…
Efendiler! Yemezler...!
Sizin kim olduğunuzu ve ne yapmaya çalıştığınızı, Atatürk İlke ve Devrimleri’ne inanmış, Cumhuriyet’in Temel Değerleri ve bugüne değin elde edilmiş Kazanımları’na özde bağlı olan Atatürk Gençliği öğrendi artık.
Anadolu’da sıkça dillendirildiği gibi; bu beyhude gayretleriniz için söylenebilecek tek söz vardır; Alın da Kaçan mı?
CENGİZ ÖNAL ‘TARAKÇIOĞLU’
www.cengizonaltarakcioglu.com
www.cengizonaltarakcioglu.blogspot.com
cengizonal.tarakcioglu@gmail.com


Hiç yorum yok: