21 Mart 2008 Cuma

TESLİMİYET’TE SON AŞAMA MI?


Irak’ın kuzeyi konusundaki gelişmeler hepimizin gözleri önünde cereyan etmektedir. İşin ucu oldukça gerilere dayanır.
Hatırlamaya çalışalım; Genelkurmay Başkanlığı, çok önceden, terörle mücadelenin top yekün yapılması gerektiğini defalarca vurgulamış, ancak, siyasi otoriteden arzu edilen desteği göremediği gibi; gereksiz polemiklerin de ortaya çıkması kaçınılmaz olmuştu…
Sonunda, 2007 yılının ilk aylarında Org. Yaşar BÜYÜKANIT, siyasi otoritenin Irak’ın kuzeyine yapılacak bir operasyon konusunda yetki vermesinin zorunluluğunu dile getirdi. Bir müddet sonra da; adeta Türk Ulusu’na bir çağrı niteliği içeren Basın Açıklaması’nda; Bölücü Terörle mücadelenin çok yönlü ve topyekün yapılmasının gerekliliği, altını çizerek belirtti…
Ancak, AKP ve Zihniyeti iktidarı bütün bu serzenişler karşısında, hep topu taça atmayı tercih etti. Bunu defalarca dile getirdik. Sanki, Bölücü Teröre dokunulmasını istemiyor gibi bir görüntü sergileniyor havası yayılmıştı ortalığa…
SEÇİM ATMOSFERİ HEYECANI
Mayıs-2007 ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşmış ve dolaysıyla da başta RTE olmak üzere AKP ve Zihniyeti’ni bir panik havası kaplamıştı. Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusundaki belirsizlik sürüyor ve bölücü terör ve hainlerle yapılması zorunlu olan sınır ötesi operasyon da; doğal olarak, ertelenmiş oluyordu. Toplum da; Devletin kurumları arasındaki bu durumdan rahatsız olmuş ve gerilim had safhaya ulaşmıştı.
AKP ve Zihniyeti iktidarı, oluşan seçim atmosferini lehine çevirmenin yollarını ararken; bölücü terörü ve yapılacak sınır ötesi operasyonu, bilmem kaçıncı sıraya itelemiş, varsa yoksa Cumhurbaşkanlığı’na AKP ve Zihniyeti içinden birisini seçtirme derdine düşmüştü.
Yapılan açıklamalar, mevcut sorunları çözmeye yönelik olmadığı gibi; verilen mesajlar var olan gerginliği daha da tırmandırıyor ve toplumda kutuplaşmalar kendini göstermeye başlıyordu. Gerilimi ortadan kaldırmaya, Cumhurbaşkanlığı seçimi münasebetiyle yapılan renkli ve sözde iddialı sözler de yetmiyordu…
Bilinenler gerçekleşti. Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılamadı, Meclis Erken Genel Seçim kararı aldı.
YENİ BİR DÖNEM
22 Temmuz seçimleri yapıldı ve malum sonuç, AKP ve Zihniyeti tek başına götürdüğü iktidarı devam ettirme yetkisini Millet’ten bir şekilde aldı. Hiç kimsenin tahmin etmedikleri oldu. Kendileri bile sonuçlara şaşırdılar.
Sonuçlara itiraz edildi. AKP ve Zihniyeti’nin, seçimlere, her seçim mahallinde %25 hazır oyla başladığı iddiaları ortaya atıldı. Yüksek Seçim Kurulu, sözüm ona, iddiaları araştırdığını ve herhangi bir hilenin söz konusu olmadığını söyledi. Yasalar gereği bu Kurum kararları mahkemeye götürülemediği için; söyledikleri olduğu gibi kabullenilmek zorunda kalındı…
O günden beri bir garipliktir ki; kendini daha çok hissettirdi. AKP ve Zihniyeti’nin arkasındaki ABD ve AB desteğinin daha aleni hale geldiği görülmeye başlandı. Doğal olarak da RTE ile AKP ve Zihniyeti, baş edilemez bir hal aldılar… Cumhurbaşkanı’nı da AKP ve Zihniyeti içinden seçtirmeyi başardılar. Özellikle AB’nin istediği yasalar peş peşe çıkarılmaya başlandı. Seçimden sonra bile; bölücü terör ve hainlerle mücadele konusunda siyasi bir kararlılık ortaya konulamadı…

TEZKERE ÇIKARILIYOR
Bir müddet sonra, Meclis’ten sınır ötesi operasyon için Tezkere çıkarıldı. Ancak, Tezkere’ye dayalı Yetki, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bir türlü verilemedi.
Öncelikle RTE’nin, ABD gezisine çıkacağı söylenmeye başlandı. ABD ilgilileri ilk talepte randevu vermemiş olacaklar ki; birinci gezinin adı, ‘Torun Görme Gezisi’ olarak değerlendirildi. Fazla zaman geçmeden ABD’den beklenen randevu geldi ve RTE, kısa bir süre sonra ABD’ye yeniden gitti ve Bush ile görüştü. Geldikten sonra, kasıtlı olarak bir müddet sürüncemede bırakılan TSK’nın Yetki konusu, Tezkere’nin çıkarılmasından yaklaşık bir ay sonra Genelkurmay Başkanlığı’na ulaştırılabildi… Bu arada yapılan polemikler yazılamayacak kadar çoktu…
KARA HAREKATI
Yetkinin alınmasından sonra, öncelikle Irak’ın kuzeyindeki bölücü terör ve hainlerin inlerine hava operasyonları yapılmaya başlandı. Bir yandan da; ABD’nin operasyona sağladığı destek Türk Ulusu’na anlatılarak, toplumun Milliyetçilik hisleri bastırılmaya çalışılıyor ve ABD’ye karşı oluşan düşmanca tavırların ortadan kaldırılması hedefleniyordu…
Aklı başında insanlarımızın, oynanan büyük oyunun sonuçlarını görür gibi olmalarının yanında, insanlarımızın bir kısmı ise; kendini, işbirlikçi medyanın verdiği gaza kaptırmış, suya düşmüş kütükler misali akıntıyla gidip duruyorlardı…
Yapılan operasyonların boşuna olduğu, ordunun başaramadığı ve gereksiz yere gürültüler çıkarıldığı, dağın taşın ve mağaraların boşuna bombalandığı gibi konular söylenmeye başlanarak, Türk Ulusu’nun Ordusu’yla arasında var olan bağ zedelenmeye çalışılıyordu.
Bu konuda epey de mesafe alındı gibi… Toplum, tam anlamıyla olup / biteni kavrayamamıştı…
TALABANİ’NİN MALUM ZİYARETİ
Olaylar ve yapılmak istenenler yavaş yavaş aydınlanmaya başlıyordu. Düne kadar Türkiye Cumhuriyeti’yle alay eden, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ankara’ya Davetiy’le ilgili ilk teklifini geri çevirip, Bağdat’a gönderilen bir Heyet’teki Başbakanlık Danışmanı’nın teklifi yinelemesi üzerine daveti kabul eden Talabani Nankörü, Ankara’ya önemli mesajlarla gelmişti…
Kısaca ve özetle söylemek gerekirse; Talabani, Türkiye’deki bir kısım medya mensubunun da sıkça dillendirdiği gibi; Barzani ile görüşülmesi ve hainlerle el sıkışılmasının, bölge huzuru açısından gerekli olduğunu söyledi. Bunlar, ABD’den son zamanlarda gelen etkili ve yetkili kişilerin ve bir kısım ABD’li generallerin zamanla söyledikleriyle bire bir örtüşüyordu…
Türkiye Cumhuriyeti’nin temel esasları unutulmuş, ABD’nin talimatları ve kurgulamasıyla ortaya konulmaya çalışılan plan, hainler ve işbirlikçilerin gayretleriyle Atatürk Gençliği’ne kabul ettirilmek isteniyordu. Atatürk ve O’na ait bütün değerlerden rahatsız olan Laik Cumhuriyet karşıtları ile işbirlikçi hainler birlik olmuşlar, ABD’nin kurguladığı senaryonun yüklediği rollerin gereğini yapmaya çalışıyorlar…
Hep birlikte RTE ve başında bulunduğu AKP ve Zihniyeti’nin tavrı beklenirken; fazla beklemeye gerek kalmadı… RTE, geçen haftaki grup toplantısında, sorunun ekonomik, siyasi ve kültürel çözümlerinin bir an evvel sağlanması gerektiğini söyledi. Bir tek, geçmişte bir-kaç kez söylediği, ‘Kürt Sorunu’ demedi sadece… Bari bunu da deseydi…
Çoğunluk farkına varmıyor olabilir ancak; verdiği mesajlar oldukça anlamlı ve düşündürücüydü.
DEVLET VE HÜKÜMET DEVREDE
RTE’nin zamanla , ‘Terör Örgütü’nün Siyasi Uzantısı’ diye nitelendirdiği DTP’li milletvekilleri, açıklamalarını daha da sert ve net olarak söylemeye başlamışlar ve Meclis çatısı altında ‘Kürt Bölgesi’ gibi laflar etmeye başlamışlardı.
Bir yandan da DTP’li Ahmet Türk, RTE’den randevu istemiş, Başbakan Yardımcısı’na yönlendirilmiş ve Cemil Çiçek’le, AKP ve Zihniyeti iktidarı adına konuşmuştu. Arkasından, Çankaya’ya çıkmış ve Cumhurbaşkanı’yla da görüştü…
DTP’nin, terör örgütünün siyasi uzantısı olduğunu söyleyen hükümet hangi gerekçeyle Ahmet Türk’le görüştü merak ediliyor… Görüşmede medyaya açıklanmayan nelerin pazarlığı yapıldı?
Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden Cumhurbaşkanı, hükümetin terörün siyasi uzantısı dediği kişi ve kuruluşlarla nasıl oldu da masaya oturdu? Bu yapılanların Atatürk Türkiyesi’yle bağdaşması mümkün mü?
ABD İSTEDİ, OLDU
Planı, çok önceden ABD yapmış ve uygulama zamanını beklemişti. O zaman gelmişti ki; dün ‘Ak’ deyip, bugün ‘Kara’ diyenler, emperyalizmin arzularını birer ikişer yerine getirmeye başladılar. Türkiye, ABD’nin talimatlarıyla yönetilir bir hal aldı… AB de, araya arzu ve taleplerini sıkıştırmaktan geri durmuyor.
RTE ve başında bulunduğu AKP ve Zihniyeti, iktidara getirilmiş olmasının himmetini, Türkiye’yi emperyalizmin kucağına atarak ödemeye çalışıyor.
Bu Teslimiyet’ten bile beter bir şey… İnsanın kendi topraklarını, aldığı üç-beş oy neticesinde bir şekilde iktidara getirilmiş olmasının bedeli olarak peşkeş çekiyor olmasını anlamanın hiçbir mantığı olamaz!
RTE ve hükümetinin, iktidarları süresince yapmaya çalıştıkları, Teslimiyet’te Son Aşama mı? Diye düşünmeden edemiyoruz…
Genelde sessiz kalan Türk Ulusu bu değerlendirmeyi bir an evvel yapmalıdır. Aksi taktirde; Ülkemiz’e sahip çıkmamanın faturasını, hep birlikte ve çok acı olarak ödememiz işten bile değil…
CENGİZ ÖNAL ‘TARAKÇIOĞLU’
conal@ulusgazetesi.com
cengizonal.tarakcioglu@gmail.com

Hiç yorum yok: