13 Şubat 2008 Çarşamba

'LAİKLİĞİN TEMİNATIYIZ!'

Geçen haftada da tamamen türban tartışmalarıyla geçirildi. En çok konuşanların başında da RTE geliyor. Gerek AKP ve Zihniyeti Grup Toplantısı’nda, gerekse resmi kabullerdeki açıklamalarında, her defasında, ne yaptı etti sözü türbana getirmeyi başardı.
Ara sıra başka konulara değindiği de oluyordu ama; ana unsur türbandı…
TSK’YI KUTLAMA
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, bölücü terör örgütüne karşı aralıksız sürdürdüğü sınır ötesi nokta operasyonları konusunda pek fazla konuşmama eğiliminde olan RTE, nedendir bilinmez, geçen hafta yapılan operasyonlar konusunda, adeta coştu dense yeridir. Bildiği ne kadar övgü varsa bir anda sıralayıveren RTE’nin, sınır ötesi operasyonlar konusundaki konuşmasındaki özellikle, ‘Türk Silahlı Kuvvetlerimiz’in sınır ötesi operasyonlarının planlanmasından icrasına kadar, başta Genelkurmay Başkanımız olmak üzere, emeği geçen her kademedeki personelini, şahsım, hükümetim ve Türk Milleti adına kutluyorum. Tebrik ediyorum’. İfadeleri dikkat çekiciydi.
Sakın şaşırmayasınız! Evet, RTE aynen bunları söyledi.
Niçin böyle söylediğimizi soracaklar veya düşünenler olabilir. Öyle ya; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin başında bulunan biri, Cumhuriyet’in Ordusu hakkında övgüde bulunamaz mı?
Elbette bulunabilir!
Ancak, kısa bir süre önce; bir konu hakkında yapılan Genelkurmay Başkanlığı açıklaması konusunda sorulan bir soru üzerine;
‘Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, emrindeki memurundan görüş mü soracak?’ diyen ve Sınır Ötesi operasyon konusunda Meclis’ten çıkarılan Tezkere’ye dayalı yetkiyi, ABD’ye ve dolaysıyla Bush’a danışıp onaylarını almadan vermeyen ve anılan Yetki’nin bir ay kadar gecikmeli olarak TSK’ya verilmesine neden olan, dolaysıyla da bu sürede her gün üçer-beşer şehidimizin toprağa verilmesine sebebiyet vermiş kabul edilen RTE’nin, bugünkü övgü dolu açıklamasının ciddiyet ve inandırıcılığını okurlarımızın takdirlerine bırakıyoruz.
TÜRBAN DAYATMASI
AKP ve Zihniyeti’nin türban dayatması işi iyiden iyiye çığırından çıkarmak üzere. Bir yanda Yargı Mensupları, diğer tarafta Üniversite Rektörleri ve öğretim üyeleri, türbanla ilgili yapılacak Anayasa değişikliği konusunda oldukça sert açıklamalarda bulundu. Demokratik Kitle Örgütleri ile çeşitli Meslek Kuruluşları da yaptıkları eylemlerle, türban dayatması karşısındaki tavırlarını açıkça ortaya koydular. Üniversitedeki kadın öğretim üyeleri, söz konusu değişikliğin yapılması halinde; derslere girmeyeceklerini ve bu görüşlerinde de oldukça kararlı olduklarını dile getirdiler. Kadın örgütleri ağırlıklı derneklerin Tandoğan’da toplanıp Anıtkabir’e çıkmaları ve Atatürk’ün manevi huzurunda, türbanın, kişi hak ve özgürlükleri kisvesi altında Türk Ulusu’na dayatılmasını Ata’ya şikayet ederek tepkilerini gösterdiler.
Yargı Mensupları ve özellikle de Yargıtay Başkan Vekili ile yine Yargıtay Başsavcısı’nın, türban dayatmasının çağdaş hukukla bir ilgisinin olmadığını, yasama organının, hiçbir şekilde yargıyı etkileyemeyeceğini altını çizerek vurguladılar.
Yoğun tepkiler karşısında, AKP ve Zihniyeti adına ilk açıklama Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’den geldi. Şahin, gösterilen tepkilerin gereksiz olduğunu işaret ederek, ‘Biz Laiklik konusunda çok daha hassasız…’ şeklinde bir açıklamada bulundu. Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek de yaptığı açıklamalarıyla, daha çok CHP’ye yüklenerek, Laikliğin hiç kimsenin tekeli altında olmadığını, Meclis’te CHP sıralarını işaret ederek bazılarının geçmişteki yaptıklarıyla bugünkü söylemlerinin çeliştiğini söyledi.
AKP ve Zihniyeti kurmaylarının yaptıkları açıklamaların hedefi ve amacı belliydi. Ortamı yumuşatmaya çalışmak ve RTE’nin asıl konuşmasına zemin hazırlamaktı.
‘LAİKLİĞİN TEMİNATIYIZ’
Türban dayatmasının Atatürk İlke ve Devrimleri’ne karşı çıkmak ve bilahare de Türkiye Cumhuriyeti’ni yok etmeye çalışmak için bir hazırlık gibi algılandığını dile getirerek tepkilerini ortaya koyanlara karşı;
RTE, ‘Siz, kendinizi baskı altında mı hissediyorsunuz? Özgür olmadığınız hissine mi kapılıyorsunuz? O halde; sığınacağınız yer Laikliktir! Onun da temsilcisi Biziz! Biz, Laikliğin Teminatıyız…’ diyor.
Gelin de bunlara inanın. Geçmişte bir yığın örneği olduğu gibi; bunların hiç birisi inandırıcılığı olmayan sözlerdir.
Neden mi bu iddialarda bulunuyoruz?
Hemen açıklayalım!
Dün, ‘Hem Müslüman, hem de Laik olunmaz! Ya Müslüman Olunur, Ya da Laik…’ diye görüşlerini oldukça keskin bir ifadeyle ortaya koyan RTE’nin, bugün ‘Ben, artık değiştim…’ sözü size inandırıcı geliyor mu?
Bir an kabul edelim ki; RTE değişmiş, artık dünkü RTE değildir…
O halda; şu sorulara cevap aramak hakkımızdır:
Başbakan olduğunuz AKP ve Zihniyeti hükümetleri döneminde;
-Bir kısım okullarda sınıflar boşaltılarak Mescit yapılması konusunda, usulen ve göstermelik yaptırılan takibat haricinde ne tür işlemler yaptınız?
-Hastanelerde, türban takmış doktor, hemşire ve diğer bir kısım memurların çalışmasına ses çıkarmayan Hastane yöneticileri, nasıl oluyor da halen görevleri başında bulunuyorlar?
-Yakın bir zamana kadar gündemde olan Hakim ve Savcı adayları sınavları içinde, anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olmasına karşın, mülakatın halen ne işi var? Bunun nedeni, kendi zihniyetinize yakın gördüğünüz ve referansları böyle olanların mı işe alınması amaçlanmaktadır?
-Öteden beri sıkça dile getirdiğimiz Devlet’te dinci kadrolaşmayı nasıl açılamak istersiniz?
Örnekleri çoğaltmak mümkündür…
Bu ve benzeri yüzlerce nedenlerle RTE’nin, ‘Ben değiştim’, ‘Laikliğin Teminatıyız’ ifadelerinin inandırıcılıktan uzak olduğunu altını çizerek söylüyoruz.
Eğer yanılıyorsak;
-Bu kadar kısa sürede, fikirlerinde, görüşlerinde ve düşüncelerinde böylesine değişiklik olabilen birisi, Atatürk gibi bir büyük önderin kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanlığı’nı nasıl yapabiliyor?
-Acaba, RTE, Laikliği Hikmetyar’ın dizinin dibinde mi öğrendi?
-RTE hangi Laikliğin Teminatı’ymış?
Bizim bilmediğimiz bir Laiklikse; ki öyle anlaşılıyor, açıklasın ki, hepimizin ufku biraz daha genişlesin…
SONUÇ OLARAK
Türban Dayatması’nın amacı, önce Laiklik İlkesi ve ardından da Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmaya yönelik gayretlerin ilk aşamasıdır. Bunların kafalarının arkasındaki düşünce budur. Bundan kuşkumuz yok!
Türban, Laikliğe karşı bir tehdittir.
Türban, aklın ve kadının esir edilmesidir.
RTE ve başında bulunduğu AKP ve Zihniyeti iktidarının dayatmacı zihniyeti, daha şimdiden üniversite öğretim üyelerini ikiye bölmüştür. Zaten amaçları da bu değil miydi? RTE, çok önceden, ‘Bizden olanlar ve Ötekiler’ dememiş miydi?

ULUS GAZETESİ'NDEN
CENGİZ ÖNAL 'TARAKÇIOĞLU'

Hiç yorum yok: