4 Şubat 2008 Pazartesi

YETER ARTIK! BAŞKA İŞİNİZ YOK MU?

Uzun sayılabilecek bir zamandan beri toplumu türbana kilitlediler adeta. Bilinçli ve kasıtlı yaratıldığını düşündüğüm türban konusu gündemin başına oturtuldu. Neredeyse 20 günden buyana türbanla yatıp, türbanla kalkar olduk. Televizyon kanallarında türban konuşuluyor. Gazetelere baktığınızda türban yazılmış. İnternet’e girdiğinizde türban konusundaki yorumlar çıkıyor karşınıza… Sanki, ‘Her şeyimiz tam ve yerli yerinde de; fıstık yeşilimiz eksikti…’.
AKP ve ZİHNİYETİ’NİN KEYFİ YERİNDE
İçinde bulunduğumuz günlerde yığınla sorunumuz çözüm beklerken; türbanın, uzun sayılabilecek bir süre için gündemde tutulmasının yarattığı kaos ortamında hükümet çalışmalarını, kendi planladığı tarzda sürdürüyor. Buna en belirgin örnek olarak Vakıflar Yasası çalışmasını gösterebiliriz.
Dışarıya sızan haberlere göre, Türkiye’deki azınlıklara ilişkin mal varlıkları, Lozan Anlaşması’nın malum ve belirgin kararlarına karşın, AKP ve Zihniyeti kurmaylarınca, Vakıflar Yasası’yla koruma altına alınmaya çalışılıyor.
Nasıl alınmasın ki? AB dayattıkça dayatıyor. Başka şansları kaldı mı ki?
Tam da bu esnada gündem meşgul edilmeli, Millet’e ‘Cambaz’a Bak’ oyunu oynatılmalıydı. Doğrusunu isterseniz başarıldı da! Ortaya bir eski post atıldı, biri bu yana çekiyor, öbürü de öteki yana. Sonuçta henüz kazanılmış bir husus yok. Yaklaşık 20 gündür bir arpa boyu kadar mesafe dahi alınmadı.
RTE ve başında bulunduğu AKP ve Zihniyeti’nin istediği de bu değil miydi?
MHP NE YAPTIĞINI BİLMİYOR DURUMUNA DÜŞTÜ
Devlet Bahçeli’nin, AKP ve Zihniyeti’nin türban konusuyla ilgili yaklaşımını, işin aslını araştırmadan balıklama atlayarak destekleyen bir tavrı ortaya koyması, MHP hakkında, ‘Rüzgar’a Göre Yelken Açıyor’ yorumlarının yapılmasına yol açtı.
Halbuki, seçimlerdeki açıklamalarıyla seçmenlerine büyük oranda güven vermiş olan MHP ve Genel Başkan Bahçeli’nin, Meclis’e girilmesinin hemen ardından çark ediyor görüntüsü vermesi, herkeslerle birlikte kendisine oy verenleri de çok şaşırttı. Önce DTP’lilere büyük saygı gösterisinde bulunan Bahçeli ve kurmayları, toplumdan sert tepkiler gelince bir müddet durgunlaştılar. Bu meyanda muhalefet falan ettikleri herhangi bir husus da yoktu.
Durgunluk sürerken 367 konusunda AKP ve Zihniyeti’ne ilk desteği verdiler ve toplumun büyük gerilim yaşamasına yol açıp, Mustafa kemal Atatürk’ün en son mekanı olarak kabul gören Çankaya’ya, AKP ve Zihniyeti’nin seçtiği ve özellikle de arzu ettiği bir ismin çıkmasına payanda oldular.
Türban konusundaki destekleri de; AKP ve Zihniyeti’ne, bu kısa sürede yaptıkları ikinci kıyaktır… Bunları yaparken; Laik Cumhuriyet’e karşı olduklarını her fırsatta ortaya koymaktan çekinmeyen bir Zihniyet’e destek veriyor olduklarının hesabını da yapamadılar…
Öte yandan, gerilim yaratıcı açıklamalarıyla da toplumdaki tansiyonun yükselmelerine neden oldukları iddialarına ilaveten, bir de; TÜSİAD’ın türban konusundaki sözleri için, ‘İstanbul Sermayesi’nin siyasi konulardaki fetva makamı buyurmuş’ şeklinde sözler sarf ettiği ortaya çıkmış ve TÜSİAD adına yapılan açıklamada da; ‘Demokrasi Sicili belli olanlar, kimseye demokrasi ve samimiyet dersi veremezler…’ dendiği basında genişçe yer bulmuştur.
TSK DA OLAYA ÇEKİLMEK İSTENDİ
Türban’ın, gündemin tepesine yerleşmesinden sonra konuya ortak bulma çabaları çabuk sonuç verdi. Yukarıda da değindiğim gibi MHP ilk balıklama atlayanlardandı. AKP ve Zihniyeti’nin bir kısım milletvekillerinin, muhtelif ortamlarda ileri/geri konuşmalar yaptıkları basına yansıdı.
Genelkurmay Başkanı’nın Makedonya Savunma Bakanı’nı kabulü esnasında, bir kısım basın mensupları, türban konusundaki son gelişmeleri hatırlatıp, görüşlerini sorduklarında;
‘Türk Toplumu’nun bütün katmanlarında, bu konuda Asker’in düşüncesini bilmeyen yok. Bir şey söylememiz malumu ilandan ileri gitmez. Onun için bu konuda herhangi bir şey söylemek istemiyorum’ şeklinde cevap verdi.
Kimileri bu cevap için; ‘Okşadı’ dedi. Kimileri ise; ‘Dövdü’ diye söyledi.
Ama, Biz, Genelkurmay’ın, türban konusunda geçmişte söylediklerini yakinen biliyor ve işin doğrusunun, Asker tarafından çok önceden söylendiğinin altını çiziyoruz. Org. BÜYÜKANIT, 27 Nisan tarihindeki açıklamada; ‘Türk Silahlı Kuvvetleri Laiklik konusunda taraftır ve Laikliğin kesin savunucusudur’ diye söylemişti…
Böylelikle, bir kısım odaklarca türban kısır döngüsünün içine çekilmek istenen TSK adına Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar BÜYÜKANIT, ilgililere gereken cevabı vermiş oldu.
SORUNLAR ÇIĞ GİBİ BÜYÜDÜ
Hükümet acil çözüm bekleyen hayati konuları ele almayıp, türban konusunu kısır bir döngü haline getirmekle; bir anlamda görevini yapmaktan vazgeçmiş görünmektedir.
Acımasız geçen kış şartlarında İran tarafından özellikle yaratılan Doğalgaz sıkıntısıyla karşı karşıya kalındı.
Sağlıktaki sıkıntılar çözülebilmiş değil. Yatan hastaların ilaçları, bir noktaya kadar, hastanın yatmakta olduğu hastane tarafından karşılanırken; tıbbi malzeme temini konusunda büyük problemlerin yaşandığı kamuoyunu olabildiğince rahatsız etmektedir.
Eğitim’deki sorunlar askıda bekliyor. Binlerce branş öğretmeni atama beklerken; Milli Eğitim Bakanlığı Sözleşmeli Öğretmen çalıştırma uygulamasını başlattı.
İş adamları ve Sanayicilerimiz ekonomik gidişteki anlaşılmazlığın sıkıntılarını artırdığını ve bunun bedelinin ağır ödenebileceğini dile getiriyor.
Çalışanlar tedirgin, emekli, dul ve yetim maaşlarıyla geçinen oldukça kalabalık bir nüfus, geçim şartlarının ağırlığı altında eziliyor.
Güvenlik meselelerinin üstesinden henüz tam anlamıyla gelinebilmiş değil. Ülkenin dört bir yanında çeşitli eylemlerin olması, kundaklamalar, patlayan bombalar, hırsızlık, kap-kaç vb olaylar halkımızı canından bezdirir noktaya getirdi.
Sorunların tamamını yazmaya kalksak; birkaç sayfamızı sadece konu başlıklarına ayırmamız gerekecek…
SAĞDUYULU OLMA ZAMANI
Hükümetin yaptıkları ve yapmaya çalıştıkları öteden beri belli. Muhalefetin yaptığı ise bir-kaç sözden ileri geçmiyor. Artık bunları tartışmanın anlamı yok.
Bu durumda, birlik ve beraberlik içinde olup, Atatürk İlke ve Devrimleri’ne karşı olan anlayışın daha fazla palazlanmasının behemahal önüne geçilmelidir.
AKP ve Zihniyeti’nin çoğunlukla sinsice yaptığının Atatürk ve O’na ait değerlerin yok edilmesinden başka hiçbir şey olmadığı kesindir. Her daim şeriat sisteminin alt yapı hazırlıklarında oldukları gözüküyor.
Böylesi bir Zihniyet’in karşısında, özellikle yaratılan gereksiz ve suni gündeme takılıp kalmanın anlamı yok.
Aklın yolu birdir!
İçimden; Efendiler! Yeter Artık! Siz neler yapıyorsunuz! Sizin başka işleriniz yok mu? Demek dahi geçmiyor. Bu konu o denli basitleşmiştir…
Birilerinin, üç-beş oy alabilme uğruna feda ettikleri şimdilik küçük hususlar olarak görülebilir. Ama dikkat edilirse; elden çıkarılmaya çalışılan Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bunun için de toplumun kafası, çeşitli düzen ve tezgahlarla karıştırılıp, Türk Ulusu’na Cambaz Seyrettirilirken; öte yandan sinsi planlar yürütülmektedir.
Buraya kadar! Bundan böyle; Kamusal Alanda serbest bırakılmasının yasalarla engellendiği aşikar olan ve adına türban denilen bez parçasını daha fazla ağzımıza sakız etmek istemiyoruz. Bunca sorunlarımız çözüm beklerken; böylesi bir konuya ayıracak fazla zamanımız yok.
Türbanın arkasına gizlenip de toplumu gerilime sürükleyip, oluşturulan kaos içinde Atatürkçü Düşünce’yi beyinlerden yok etmek isteyen Zihniyet’e asla müsaade edilmeyecektir.
Atatürk Emaneti’ne sahip olup, onu ilelebet korumanın tek yöntemi Birlik ve Beraberlik içinde demokratik mücadeleyi sürdürmektir…
ULUS GAZETESİ’NDEN
CENGİZ ÖNAL ‘TARAKÇIOĞLU’

Hiç yorum yok: