23 Mayıs 2008 Cuma

NAZİ SOYKIRIMI ANITI HAKKINDA...


Almanya’nın Münih kentinde yaşayan ve ULUS GAZETESİ’nin Fahri Temsilcisi olarak faaliyet gösteren ve gerek Gazetemiz’i, gerekse yazılarımızı, oradaki dost ve arkadaşları ile bütün Türk Vatandaşları ile dünyanın diğer ülkelerindeki tanıdıklarına iletmek için gayretlerini esirgemeyen dostum Yemen ÇAYLAR, zaman zaman yaptığı gibi, bu hafta da Nazi Soykırım Anıtları konusundaki verileri göndermiş…
Yemen ÇAYLAR dostumuza bu gayretlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Arkadaşımızın gönderdiklerinden esinlenerek; ben de o meşum olaylar hakkındaki düşüncelerimi yazıya dökmek istedim.

***

Nazi Almanyası’nın tarihe KARA LEKE olarak geçen YAHUDİ SOYKIRIMI konusunun, Türkiye’de çok fazla bilinen bir konu olmadığı maalesef acı ve açık bir gerçektir.
Naziler’in, insanlık tarihindeki en büyük katliamı yapmış olması ve bunu bugün bile savunabilme alçaklığını gösterenlerin bulunması hepimizi derinden düşündürmelidir.
Almanya’nın Dachau kentinde bulunan bir Yahudi Soykırım anıtında yer alanTürk Bayrağı, katledilen Yahudilerin içinde Türk Vatandaşı olanların da bulunduğunun bir kanıtıdır.
Bugün, bir kısım fanatik ırkçı Almanlar’ın, tıpkı diğer milletlerden olanlara zamanla yaptıkları gibi, Türk Vatandaşlarına karşı da, geçmişte Yahudilere uyguladıkları kadar olmasa bile, zaman zaman soykırım amaçlı faaliyette bulunmaya çalıştıkları görülebilmektedir. Yani bu; tehlikenin hep var olduğunu ve bunun giderek de; artış eğilimi gösterdiğinin bir ispatıdır.

***

Yaşadığımız bölge, Avrupa’nın en hassas coğrafyasının önde gelen birimlerinden birisidir. Çok kültürlü olup da; Barış içinde yaşayabilmek elbette bir bedel gerektirmektedir. Ancak, bu bedel, fanatik ve ırkçı hayallerin ve de dolaysıyla eylemlerin doğmasını, hatta uygulanmasını asla haklı göstermez. Gösteremez!
Bu bedelin karşılığı, ne olursa olsun, masum insanların canı olamaz. Olmamalıdır da! Bunu, bütün dünya ve insanlık alemi böyle bilmelidir…
Dün Dachau/ALMANYA ve Linz/AVUSTURYA’da Yahudiler’e karşı uygulananlar ile ABD’de Kızılderililer’in maruz bırakıldığı soykırım uygulamaları, bugün Gazze ile birlikte belki Afrika’nın muhtelif yerlerinde de uygulanmak istenmektedir.
Ancak, insana saygısı olan ve aklı başında bulunan hiçbir dünya ferdinin, sebebi, gerekçesi ve amacı ne olursa olsun; SOYKIRIM’ı kabullenmesi ve uygulanmasını savunması kabul edilebilecek bir olgu değildir. Olamaz da!
Ermeni Sözde soykırımı hakkındaki iddiaları da bu nedenle komik bulduğumu bir kez daha yinelemek isterim. Bu, saçma sapan iddiaların arkasındaki gerçekler, tamamen rant amaçlı gayretlerden başka bir husus değildir. Konuyla ilgili, yakın geçmişte ULUS GAZETESİ’nde yayınladığımız ve tarihin belgeleri içinde gerçekleri Türk Ulusu’na sunmaya çalıştığımız yazılarımız da birer ispattır…
Bu konuda tarihi yazanların çok dikkat etmeleri gerekir. Gerek bireysel, gerekse kitlesel menfaatler için yalan yanlış yazılan ve yönlendirici özellik içeren kitaplar, toplumların genç nesillerini başka yönlere doğru çekebilmektedir. Hatta, hiçbir kabahatleri olmasalar bile; farklı milletlerden olan insanları birbirlerine düşman dahi edebilmekte, nice masum insanların canını vermelerine neden olabilmektedir.
Hatta; en son örneklerinden bir kaçını, yine Almanya’da evleri kundaklanan Türk Aileleri’nde yaşadığımız gibi, sonu büyük ve onarılmaz acılar doğuran olaylar yaşanabilmektedir.

***

Sizlerin de takdir edebileceği gibi; Fanatik Irkçılık, bir nevi terör gibidir. Terörün dini, tabiyeti ve cinsiyeti olamayacağı gibi; Fanatik Irkçılık da böyledir. Kendinden görmediği herkesi düşman beller, onu ne bahasına olursa olsun yok edip, ortadan kaldırmak ister…
Bu durumda; tarihi yazanlara büyük sorumluluklar düşmektedir. Gelecek nesil, bugünü ve geçmişi bu kimselerin yazacakları ve yazdıkları eserlerden öğrenebilme şansına sahiptir. Başkaca da bir şansı yoktur.
Tarihi, belirli bir kimse veya zümrenin malı gibi kaleme alanlar; kendilerini Tarih Mahkemesi’nin adaletinden kurtaramazlar!
CENGİZ ÖNAL ‘TARAKÇIOĞLU’
conal@ulusgazetesi.com
cengizonal.tarakcioglu@gmail.com

Hiç yorum yok: