2 Mayıs 2008 Cuma

TOKAT ÜSTÜNE TOKAT!

AB Komisyon Başkanı Barroso’nun Türkiye ziyareti esnasındaki abuk-sabuk sözleri AKP ve Zihniyeti’ni oldukça mutlu etmişti. Ne de olsa; Avrupa’dan doğrudan destek görüyorlardı. Her ne kadar partinin önde gelenleri çaktırmamaya çalışsalar da; söz konusu ziyaret ve malum ziyaretçinin, Meclis’te ve hem de Mustafa Kemal Atatürk’ün kürsüsünden, Türkiye’nin içişlerine müdahale sayılacak tarzda ve seviyesizce, utanmaksızın konuşup, saçmalaması belli ki, AKP ve Zihniyeti kurmaylarının içten içe mutlu oldukları izlenimini dışa vuruyordu.
PLAN İYİ KURGULANMIŞTI
RTE’nin en yakınında bulunanlardan Ali Babacan’ın İsveç seyahati sırasında ve aynı ortamda bulundukları bir anda, Olli Rehn’in, AKP’nin kapatılmasına ilişkin dava hakkında fütursuzca konuşması ve buna Babacan’ın seyirci kalması, önce hepimiz çok şaşırtmıştı. Sonra, ortaya bazı iddialar atıldı. Güya; O. Rehn’e, konuşmasından önce, Babacan tarafından gaz verilmişti. Konuşmanın şekli ve içeriği konusunda kulağına fısıldanmıştı.
Olay hakkında fazla konuşulmamakla beraber; ulusalcı düşünceye sahip insanlar, konunun hassasiyetine binaen, yazılı ve sözlü tepkilerini gösterdiler. Biz de; Ulus Gazetesi olarak, olayın yanlışlığını, bir Dışişleri Bakanı’nın böyle davranamayacağını ve hükümetin derhal gerekeni yapması gibi konu hakkındaki görüşlerimizi yazdık…
Hükümet kanadı, hiçbir şey olmamış gibi davranmasını sürdürdü. Ne yapacaktı yani?
RTE, Dışişleri Bakanı’nı azletme yöntemine mi gidecekti?
Çok beklersiniz!
Sadece kendilerine yakışanı yaptılar: Susmak! Olayı görmezden gelmek ve hiç olmamış gibi davranmak!
Barroso’nun çirkin sözlerinin arkasından da aynı davranışı gösterdiler…
Hiçbir şey olmamış gibi davrandılar! Çünkü bu sözlerin edileceğini biliyorlardı. Onun için seslerini çıkarmadılar.
Kurgulanmış plan böyleydi ve onlar da bunun gereğini yaptılar.
EVDEKİ HESAP ÇARŞIYA UYMADI
RTE ve kurmayları, gelişmelerin ardından, ellerini ovuşturarak, gizliden gizliye ve sinsice kıs kıs gülerek, çaktırmadan sevinç gösterilerinde bulunuyorlar. En azından dışa yansıyan görüntüleri böyle düşünmemize neden oluyor.
Ama beklenmedik gelişmeler oldu. Başta RTE olmak üzere AKP ve Zihniyeti’ni de şok eden olaylardı bunlar. Şimdi bunlara bir göz gezdirelim.
Birinci olay:
AKPM Başkanı De Puig, AB’nin, AKP’nin kapatılmasına ilişkin Anayasa Mahkemesi’nde açılan davayla ilgili yayınladıkları bildiri konusunda talebin AKP ve Zihniyeti’nden geldiğini açıkladı.
Haber, Türkiye’de neredeyse bomba etkisi yarattı. Hükümet kanadı, olabildiğince sakin oldukları şeklinde bir görüntüye bürünerek, olayı yalanladılar.
Ancak, De Puig, ısrarla bu talebin bir AKP’li milletvekilinden geldiğini söylüyordu.
Sonunda işin aslı ortaya çıktı:
De Puig, Petersburg’da yapılan Göç Komitesi toplantısı esnasında, AKP ve Zihniyeti milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’nun, kendisinden talepte bulunduğunu açıkladı. Bu açıklama karşısında, Mevlüt Çavuşoğlu ise; ‘Evet, sözü edilen görüşmeyi yaptım. Ama, bildiri için talepte bulunmadım…’ anlamında bir şeyler söylemeye çalıştı. Ama asla inandırıcı olamadı.
Artık, bu kadarına da pes !
Buna, ülkesinde olup/bitenleri yabancılara gammazlamak denilmez mi? Başka bir anlam yüklenebiliyorsa; buyurun, söyleyin de biz de öğrenelim.
Ülkesinin içişlerine müdahale edilmesi talebinde bulunan bir kısım milletvekillerinin, yarın çok daha kritik ortamlarda başka konularda da bilgiler verip/vermeyeceği konusu ciddi ciddi tartışılmalıdır.
Meclis çatısı altında, asla bir güvensizlik ortama doğmamalı. Eğer bu ve benzeri olayların önü alınmazsa; ileride çok daha farklı olabileceklerle nasıl baş edilebilecek?
İkinci Olay:
Avusturya Dışişleri Bakanı’nın Ankara’yı ziyareti sırasında yaşandı. Konuk Bakan Ursula Plassnik, ziyaretin sonunda, meslekdaşı Babacan ile kameraların karşısına geçti. Babacan ve dolaysıyla da AKP ve Zihniyeti’nin genel beklentisinin, yine bir Avrupalı’nın daha, AKP’nin kapatılma davasının aleyhine sözler etmesi olduğu tahmin ediliyordu.
Ancak, bir terslik oldu. Konuk Bakan Plassnik umulduğu ve de beklendiği gibi konuşmadı.
Önce, hemen yanındaki Babacan şok oldu. Ardından da diğer AKP ve Zihniyeti mensupları…
Avusturya Dışişleri Bakanı ne söyledi de; bunların yüzleri birden bembeyaz kesildi? Öyle ya; böylesine beklentiye girdikten sonra, neler söylendi de; böyle oldu?
Bakan Plassnik, AKP’nin aleyhine açılan kapatma davasında AB’nin taraf olmayacağını kesin bir dille söyledi. Hatta sözlerini daha da uç ifadelerle, “AB’den hakem veya polis olmasını beklemeyin…” diyerek sürdürdü. Bu kadarı da ortalığa bomba gibi düşmeye yetti de arttı bile!
ŞAŞKINLIK GEÇMEDİ
Babacan’ın yüzündeki anlamsız ifade fotoğraf kareleriyle sabitlendi. Sözler de beynin hafıza kayıt kısmındaki yerlerine yerleşti. Yaşananların inkar edilecek tarafı yok yani…
Bilişim sektörünün yarattığı avantaj gereği olarak; söylenenler ve görüntüler kayıt altında…
………
AKP ve Zihniyeti artık hatalarına engel olamıyor. Bir yandan ABD ve AB’deki ağababaları, bir yandan da kendisi olmak üzere, gösterilen bütün gayretler boşa çıkıyor… Avrupa’nın ve dünyanın, hatta insanların hepsine ulaşıp, her şeyi kendi istediği gibi kurgulayamıyor. Bu da; sinirlerinin gerilmesine ve hata üstüne hata yapmalarına yol açıyor. Sonuçta; daha da agresifleşiyor.
RTE, bunları kapatabilmek uğruna, her bulduğu fırsatta, haklı yada hasız fark etmiyor, muhalefete yükleniyor. Aklınca; maçı çamur sahaya çekmeye çalışıyor. Ama başarması zor gibi görünüyor. Nihayet, muhalefetten de aklını başına toplama gayretleri fark edilmeye başlandı. Artık, hükümete ortak olmak ve her şartlar altında, destek olmaktan ziyade; muhalefet olmanın gereğini yapmaya çalışıyor…
AKP ve Zihniyeti’nin, en güvendiği yerlerden ve hiç beklemediği anda üst üste yediği tokatlar, yenilir yutulur cinsten değil. Bundan sonra da muhtemel tokatların yenmeyeceği garantisi yok…
Ancak, bunlar Hacıyatmaz gibidir. Yediği tokadın etkisi geçmeye başlayınca; yeniden eski hallerine dönebiliyorlar.
Bu noktada Türk Ulusu’na büyük görevler düşmektedir. Artık, kafalarını halen kumdan çıkarmamış olanların, bir an evvel uyanmaları zorunludur. Yarın çok geç olabilir!
CENGİZ ÖNAL ‘TARAKÇIOĞLU’
conal@ulusgazetesi.com
cengizonal.tarakcioglu@gmail.com

Hiç yorum yok: