15 Nisan 2008 Salı

AB TÜRKİYE’DEN NE İSTİYOR?

Avrupalılar, Türkiye’yi Tam Üye yapma hayaliyle, AKP ve Zihniyeti iktidarının ağzına bir parmak pekmez sürdükten sonra; konu hakkında bir sürü yazılan ve söylenenler oldu.
AB konusundaki bilgi kirlenmesi içinde de Türk Ulusu’nun kafası iyiden iyiye karıştı. Halkın en önemli bilgi kaynağı olarak kabul edilen Medya bile; bir yığın yanıltıcı bilgiyi servis ediyor.
Bir kısım işbirlikçiler, medyanın muhtelif köşelerine ve televizyon ekranlarına çöreklenmiş, neredeyse AB’yi bölgenin tek umudu haline sokma çabasında. Bunlar yapılırken; Milli Değerler kimselerin umurlarında bile değil.
Bu nedenle de; AB’nin Türkiye’den neler istediğini, daha doğrusu talimatlarının neler olduğunu, net bir dille bir kez daha anlatmak istedim.
AB’NİN TALİMATLARI
Her ne kadar açık-seçik söylenmese de; AB’nin taleplerinin, yani talimatlarının, neler olduğu, satır başları halinde ve kısaca şöyle sıralanabilir:
-Ergenekon soruşturması sürdürülsün,
Aydınlar üzerindeki baskılar artırılması için, henüz iddianamesi dahi hazırlanmamış olan Ergenekon soruşturmasının kapsamının daha da genişletilerek sürdürülmesinin, Türk Aydınları’nın sürekli baskı altında tutulması için gerekli olduğuna inanmışlar.
-Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sesi kısılsın,
AB’nin, Türkiye üzerindeki hedeflerine ulaşmak için önünde engel gördüğü en önemli güç olan Ordu’nun, Türkiye’yi çok daha rahat bölüp, parçalayabilmek ve sonra da yok edebilmek için, kesinlikle susturulması hedeflenmektedir. Arzuları budur…
-Yargı Haddini Bilsin,
Özellikle Yüksek Yargı Organları mensuplarının konuşmasından ve Çağdaş, Laik Cumhuriyet’e, Hukuk’un Üstünlüğü İlkesi esasıyla sahip çıkılması AB’yi ve dolaysıyla da AKP ve Zihniyeti’ni olabildiğince rahatsız etmektedir.
-AKP ve DTP kapatılmasın,
Bütün olup/bitenlere karşın; Atatürk İlke ve Devrimleri ile Cumhuriyet’in Temel Değerleri’ne karşı olunduğunu, imkan buldukları her fırsatta dile getirmekten çekinmeyen AKP ve DTP’nin kapatılması AB’yi neden rahatsız etmektedir? AB’nin kendini bilmez zavallıları, kendilerini bu iki siyasi oluşumun avukatı mı zannediyor? Tabii amaç bu değil! Bu iki siyasi partinin, AB’nin uzun vadeli amaçlarına oldukça uygun düştüğü gözlerden kaçmıyor.
-Üniversitelerde Türban serbest olsun,
Bunu sağlayabilmek uğruna Anayasa’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen maddelerine rağmen; Anayasa’da değişikliğe gidilmiş, ardından kanuni düzenlemeleri yapmaktan, şimdilik vazgeçilmiştir. Ancak; bu konuda, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları görmezden gelinmektedir. ‘Güç Bende, Her İstediğimi Yaparım’ gibi bir dayatma zihniyeti, en büyük dayanaklarıdır. Bu da AB’nin yapmak istediğidir.
-Yabancı Azınlıklara mülkleri iade edilsin, Misyonerler vakıf ve şirket kurabilsin, Papaz Okulları açılsın,
Lozan Anlaşması delinmek istercesine Vakıflar yasası çıkartılmıştır. Bundan kasıt, AB’nin de istediği doğrultuda, öncelikle yabancı azınlığın mallarının iadesi, Misyonerlerin Vakıf ve Şirket kurmalarının kolaylaştırılması ve Ruhban Okulları’nın Açılmasıdır. Bunun arkasından Tarikatların ve Dini amaçlarla kurulmuş olan dernekler ve diğer vakıfların, Cumhuriyet döneminden beri gelmekte olan mallarının iadesi hedeflenmiştir.
-Türk askeri Kıbrıs'tan çekilsin,
AB’nin Kıbrıs konusundaki bütün çabaları göstermiştir ki; bunlar, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda, asla samimi değildir. Geçmişten buyana oldukça sık dillendirdiğim bu konuda; RTE ile AKP ve Zihniyeti de; AB arzusuna adeta çanak tutuyor. Talat da bu tavırlardan yüz buluyor olması itibariyle Kıbrıs’ta olup/bitenler, sanki Rum Yönetimi’nin ekmeğine yağ sürülüyor cinsinden.
Malum zihniyetin önündeki tek engel Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarıdır.
Önceden de söylediğim ve yazdığım gibi; Türk Ordusu’nun KKTC’de bulunması, sadece Türkler için değil, Rum Kesimi de dahil olmak üzere; adanın tamamında barışın sağlanması için de çok önemli bir etkendir.
-Kürt Sorununa Siyasi Çözüm Bulunsun,
Defalarca yazdık ve söyledik. Türkiye’nin Kürt sorunu yoktur. Olay, bölücü terör ve hainlerle mücadele sorunudur. Bunun gerekçesi de; bütün dünyanın kabullendiği gibi, Türkiye, bu mücadele ile Meşru haklarını korumaktadır.
Aslında, Olayı Kürt sorunu diye nitelendirmekle, Türkiye’yi bölüp, parçalamak ve sonra da yok etmek istemelerinde ne denli açık olduklarını gösteriyorlar.
-Türklüğe ve dolaysıyla da Türkler’e hakaret etmeyi yasaklayan 301. madde kaldırılsın.
Ne acı ve gariptir ki RTE ve başında bulunduğu AKP ve Zihniyeti iktidarı da aynı şeyleri istiyor. Bir başka acı gerçek de; bu konuyla ilgili değişiklik teklifinin hazırlanıp, Meclis’e sunulmuş olmasıdır. Amaçları, AB ilgililerinin ziyaretleri esnasında; ‘Bakın, biz 301. Maddenin kaldırılmasına ilişkin değişiklik teklifini Meclis’e sunduk…’ diyerek, bugüne değin bir çok konuda olduğu gibi; yeni bir taviz daha vermektir.
Ancak, halen Güldal Mumcu gibi yürekli ve vatanperver parlamenterlerimiz var da; değişiklik teklifi, henüz Anayasa Komisyonu’na gönderilmedi… Ama, bu tavır maalesef uzun süremedi.

Köksal Toptan döndü ve ayağının tozuyla yasa taslağını Anayasa Komisyonu'na havale ettiğini açıkladı...
Aslında istekler sıralamakla bitecek gibi değil. Buraya, sadece en belirginlerinden bazılarını koyabildim. Zamanla AB Komisyonu’na verilen raporların izlenebilmesi ve de incelenmesi neticesinde görülebilecek ki; AB, Türkiye’nin bir an evvel bölünmesi, parçalanması ve sonra da ortadan kaldırılmasını istiyor.
Bütün amaçları bu!
CENGİZ ÖNAL ‘TARAKÇIOĞLU’
conal@ulusgazetesi.com
cengizonal.tarakcioglu@gmail.com

Hiç yorum yok: