30 Nisan 2008 Çarşamba

MGK TOPLANTISI’NIN ARDINDAN

Milli Güvenlik Kurulu, Nisan ayı olağan toplantısını, 24 Nisan 2008 tarihinde gerçekleştirdi.
Toplantı’dan sonra yapılan açıklamada; toplantıda,
-Irak’ın kuzeyinde üstlenmiş bölücü terör örgütüyle mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği, Irak’ın genelindeki olayların gözden geçirildiği ve bölgede yeniden yerini alabilmesinin değerlendirildiği, bu çerçevede istişarelerin sürdürülmesinin yararlı olacağının mütalaa edildiği ve başta ekonomik ve enerji konuları olmak üzere, çeşitli alanlarda işbirliğinin daha da geliştirilmesi üzerinde durulduğu,
-Kıbrıs’ta 21 Mart 2008 tarihinde başlayan yeni sürecin ayrıntılı olarak ele alındığı, bu çerçevede Türkiye’nin Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılması çabalarının desteklendiği, çözümün iki ayrı halkın ve iki demokrasinin varlığına dayanacağı, garanti ve ittifak anlaşmalarının yürürlükte kalacağının vurgulandığı,
-Ermeni Çeteleri’nin 1915 olaylarına ilişkin asılsız iddiaları çerçevesinde yürüttükleri faaliyetlerin ele alındığı ve bu tür iddiaların Türkiye’nin kararlı tutumu karşısında hiçbir sonuç vermeyeceğinin teyiden belirtildiği,
konularının görüşüldüğü belirtildi.
Ülke’nin içinde bulunduğu duruma baktığımızda; neler oluyor diye sormadan edemiyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti tarikatlar tarafından yönetilir bir hale gelmiştir. Gerekmedikçe ortaya çıkmamak kaydıyla irticai faaliyetler, devletin her sektöründeki sinsi çabalarını hızla sürdürmektedir. Eğitim yuvalarındaki dinci yapılaşma, çağdaş eğitimden uzaklaşma faaliyetleri olabildiğince hızlandırıldı. Dinci esaslı ve hurafelere dayalı bilgileri çocuklarımızın genç beyinlerine zerk edilmektedir. Bu, Atatürk İlke ve Devrimleri’ne inanmış ve Cumhuriyet’in Temel Değerleri’ne özde bağlı olan herkesler tarafından, oldukça iyi bilinen bir gerçektir…
Bugünlere sıkça dillendirildiği gibi; AKP ve Zihniyeti iktidarı ekonomi politikasını IMF’ye, Dış Politikayı ABD’ye ve İçişleri’ni ise AB’ye teslim etmiştir. Türk Ulusu’nun yaşadıkları hiç kimsenin umurunda değilmiş gibi davranılmaktadır.
Devlet bankalarından usule uygun olmayan şekilde sağlanan yüklü miktardaki krediler, yandaşlara pervasızca dağıtılmaktadır. Yetmediği yerde de; Cumhurbaşkanı başta olmak üzere RTE ve bir kısım bakanların ziyaret etmek için neredeyse özel seçtikleri Katar Emirliği imdada yetişmiştir. Bunlar yapılırken Atatürk Türkiyesi’nin itibarı asla gözetilmemiştir.
AKP’nin kapatılması davasının ardından, AB harekete geçmiş ve içişlerimize karışmanın, hatta müdahale etmenin yanı sıra, açıkça Yargı’yı baskı altına alma gayretlerine soyunmuştur. Bunda başarılı olup/olmadıklarını hep birlikte göreceğiz…
Ulusal Egemenlik haftasını yaşadığımıza bakmayın… Çünkü; Ulusal Egemenliğimiz, bir yandan emperyalist güç odaklarının ve bir başka cepheden de dinci yuvalanmanın elinde çocuk oyuncağı haline getirilmiştir. Türk Ulusu, Ulusal Egemenliği’ni dahi koruyamaz bir durumla karşı karşıya bırakılmıştır. Bu, teslimiyet değilse; nedir?
Özellikle bu saymaya çalıştığımız konulara, her nedense, MGK Toplantısı’nda hiç değinilmemiştir.
Buradan, MGK’ya katılanlara ‘Akıl Vermek’ gibi bir iddiamız olduğu sonucu çıkarılmasın. Asla böyle bir derdim yok… Ancak, Türk Ulusu’nun beklentilerini de dile getirmek asli görevlerimden biridir.
Halbuki, gerek Anayasamız, gerekse TSK İç Hizmetler Yönetmeliği’nin Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yüklediği o çok önemli sorumluluk hepimizce malum…
Cumhuriyeti koruma ve kollama görevi TSK’ya verilmiştir.
Buna karşın; bugün açık bir şekilde Laik Cumhuriyet’in altını oyma faaliyetlerinin hepimiz farkındayız.
Türk Ulusu olarak; maalesef, bir araya gelememek gibi bir zafiyetimiz var. Ancak, toplumumuz, yukarıda saymaya çalıştığımız konuların da, aylık olağan MGK Toplantıları’nda irdelenmesini, en azından gündem dışı bile olsa görüşülmesini arzulamakta, bu konulardaki açıklamaları da beklemektedir.
Konuyla ilgili herhangi bir açıklamada bulunulmayınca; farkı yorumlar yapılmakta, ümitler kırılmakta ve bu da doğal olarak Laik Cumhuriyet karşıtlarının ekmeğine yağ sürmek anlamına gelmektedir.
Oldukça hassas bir dönemden geçtiğimiz bu günlerde; Atatürk İlke ve Devrimleri’ne ve Cumhuriyet’in Temel Değerleri’ne ve bugüne değin elde edilmiş Kazanımları’na, bir o kadar daha, dört elle sarılmaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.
Türk Ulusu’nun içinde bulunduğu duyarsızlık çeşitli nedenlerden kaynaklanıyor olsa bile bunu mazeret olarak kabul etmek mümkün değildir.
Anayasamız’ın yetkili kıldığı organların, Türk Ulusu’nun içine sürüklendiği bu şartları çok iyi okuyabilmesinin yararlarını toplum olarak hep birlikte yaşayacağız.
Zaman, birlik, beraberlik ve omuz omuza olmak ve ortak mücadele etmek zamanıdır. Ordusu’yla bütünleşmiş bu milletin, zamanı boşa harcamak gibi bir lüksü olamaz. Olmamalıdır da!
CENGİZ ÖNAL ‘TARAKÇIOĞLU’
conal@ulusgazetesi.com
cengizonal.tarakcioglu@gmail.com

Hiç yorum yok: