4 Nisan 2008 Cuma

LAİK CUMHURİYET'TEN RAHATSIZ MISINIZ? "TÜSİAD DİSK'LE GÖRÜŞTÜ"

Son günlere bir Uzlaşı sevdası aldı başını gidiyor. Herkes uzlaştırıcı misyonunu üstlendi. Koltuğundan kalkan, bir diğerine uzlaşı amacıyla gidiyor. Görüşme medyaya kapalı olarak yapılıp, sonra açıklamada bulunuyor. Tahmin edebileceğiniz gibi; açıklamalar hemen hemen aynı ifadeleri içeriyor…
Uzlaşmacılardan birisi de; TÜSİAD adına Başkan Arzuhan Doğan Yalçındağ. Patronlar Klubü’nün bu genç patronu, ‘Türkiye İçin Sağduyu’ çağrısına hemen ayak uydurmaya çalışarak görüşme trafiğine başladı.

TÜSİAD’IN KÖKSAL TOPTAN’I ZİYARETİ
TBMM Başkanı Köksal Toptan TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ’ı makamında kabul etti. Toptan yaptığı açıklamada; Yalçındağ’a teşekkür edip, her kesimden ‘Sağduyu’ sesleri çıktığına dikkat çekti.
Yalçındağ ise; ‘Görüşmeden aradıkları desteği bulduğunu’ açıkladı. TÜSİAD Başkanı’nın bu görüşmeden memnun yüz ifadesiyle ayrıldığı dikkat çekti…

TÜSİAD – DİSK GÖRÜŞMESİ
Yalçındağ, DİSK Genel başkanı Süleyman Çelebi’ye bir ziyarette bulundu. Ziyaretin bitiminde ortak bir açıklama yapıldı.
TÜSİAD Başkanı, ‘Amacımız son günlerde Ülkemiz’deki gerginliğe bir açılım getirebilmek ve Ülke’de yaşayan herkese, Sivil Toplum Kuruluşları olarak, umut ve güven telkin etmek. Bugün görüyorum ki; TÜSİAD olarak çok isabetli bir karar vermişiz.’ ifadeleriyle bir açıklama yaptı.
DİSK Başkanı Süleyman Çelebi ise; ‘Ülke’de yaşanan gerginliğin nedeni toplumsal muhalefetin dinamikleri ve Sivil Toplum Örgütleri değil, uyarıları dikkate almayan AKP İktidarıdır. Öncelikle iktidar sorumluluğu üstlenmelidir…’ şeklinde konuştu.

Bunların haricinde, TÜSİAD Başkanı A. D. Yalçındağ, TİSK Başkanı Tuğrul Kudatgobilig ile de basına kapalı bir görüşme daha yapmıştır…

NELER OLUYOR, NEDİR BU TELAŞ?
Geçen haftanın hemen tamamında gündemi meşgul eden ‘Uzlaşma’ konusu sokaktaki vatandaşın kafasını iyiden iyiye karıştırdı.
Herkesler birbirlerine, üzerinde uzlaşma istenilen konunun ne olduğunu sorup duruyordu. Hiç kimse, Cumhurbaşkanı’ndan Meclis Başkanı’na, TÜSİAD Başkanı’ndan sınır İllerimizden Kars’taki bir Sivil Toplum Kuruluşu Şube Başkanı’na kadar önemli bir kesimi meşgul eden ve değerli mesailerini harcadıkları sorunun ne olduğunu tam anlamıyla anlamış değildi.
Sorunu, sadece RTE ile başında bulunduğu AKP ve Zihniyeti kurmayları biliyor, onlar da nedense kimselere doğru dürüst bir şeyler söylemiyordu.
Aslında, ilgililerin bilip de söyleyemedikleri sorun; AKP ve Zihniyeti iktidarının ve dolaysıyla RTE’nin, dışarıdan bir noktadan yöneltilircesine uygulamaya çalıştıkları faaliyetlerinin, Türk Ulusu’nu kaos ortamına sürüklemesi ve Ülke’de gerilimin had safhaya ulaşmasıydı…
Olayın kasıtlı yaratıcısı ve sorumlusu olan RTE ve Hükümeti, yaramaz çocuklar gibi hiç seslerini çıkarmadan beklemedeydiler. Öyle olmalarının emrolunduğu bayağı belli oluyor…
Gazetemiz’in bugünkü manşetinde de açıkça belirtildiği gibi; üzerinde uzlaşılacak konu yok… Sadece RTE ve kurmaylarının, Dini Esaslı Devlet oluşturma gayretlerine karşılık, Atatürk İlke ve Devrimleri’ne inanmış ve Laik Cumhuriyet’i sonuna kadar savunmayı görev edinmiş olanların ortaya koydukları tepkilerin doğal sonuçları göze çarpıyor.
Tabii, RTE’nin bizzat da söylediği gibi, toplum, ‘Onlardan Olanlar ve Ötekiler’ olarak bölünmeye başlayıp, taraflar netleşme gösterince tedirginlik yerini, hızla artan gerilime bıraktı. Olayın sonuçlarının daha kötü noktalara doğru gitmesi, birilerini otomatik olarak harekete geçirdi. Yapılanların ve telaşın tamamı bundan ibarettir…
Önceleri AKP ve Zihniyeti iktidarına destek olan TÜSİAD, Hükümetin kafalarının arkasına gizlemeyi başardıklarını görmeye başlayınca, 2007’nin güz aylarında uyarma mahiyetinde söylemlerine başladı. Hükümet’in, bu söylemler karşısındaki tepkisi pek sevimli olmayınca; bir müddettir yaşanan soğuk havanın, anlayabildiğimiz kadarıyla yeniden ısıtılmaya çalışılmasına tanık oluyoruz.
RTE ve başında bulunduğu AKP ve Zihniyeti İktidarı’nın yapmaya çalıştıklarını kendileri de saklamıyorlar. Yukarıda da açıklandığı üzere, bu, Şeriat Devleti’ne doğru gidişin alt yapısını oluşturma gayretleridir.
Bu noktada; toplumda kasıtlı yaratıldığından hiç endişemizin bulunmadığı gerilim konusunda, toplumun tansiyonunu düşürmek için, ‘Geri adım atılması’ talebinde bulunmanın; Laik Cumhuriyet’in ve dolaysıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin Temel Değerleri’nden fedakarlıkta bulunulmasını istemekten başka bir anlamı olmadığını düşünüyoruz. Bunun başkaca bir izahı yoktur. Olamaz da!
O halde şunu sormak istiyoruz;
Uzlaşma istemekle; Çağdaş ve Laik Cumhuriyetimiz’den rahatsız olduğunuzu mu söylemeye çalışıyorsunuz?
CENGİZ ÖNAL ‘TARAKÇIOĞLU’
conal@ulusgazetesi.com
cengizonal.tarakcioglu@gmail.com

Hiç yorum yok: